444 9 777|Şubelerimiz
İsviçre
İsviçre

 
 
 
Ünlü İsviçre saatleri gibi tıkır tıkır işleyen bir sosyal ve ekonomik düzen içinde, dünyanın en gelişmiş, refah seviyesi ve yaşam kalitesi en yüksek ülkelerinden biri olan İsviçre, aynı zamanda doğayla son derece barışık bir yaşantının da sahibi.

Kışı ayrı, yazı ayrı güzel İsviçre Alpleri’nin her türlü doğa sporuna imkan tanıdığı bu doyulmaz ülkede seyahat, İsviçre çikolatası tadında!
 
Kaynak : Shutterstock

Bern

Bern, dünya üzerinde yaşam kalitesi en yüksek şehirlerinden biri olarak nitelendirilir. 1848 yılından bu güne İsviçre’nin başkenti olan kent, aynı adlı kantonun da merkezidir. Şehir sanat, bilim ve eğitim alanında yüksek bir gelişmişlik düzeyine ulaşmıştır. Çoğunluğu Almanca konuşan bir nüfusa sahiptir.

Tabloyu andıran güzellikteki tarihi şehir merkezi, Aare Nehri’nin tertemiz sularının ince uzun bir kara parçası yaratacak şekilde kıvrımlandığı alan üzerinde kuruludur. Bugün UNESCO Dünya Mirası listesinin bir parçası haline gelen şehir merkezi, 1191 gibi oldukça eski bir kuruluş tarihine sahiptir. Ahşap mimari yapıları 1405’de tamamen yanan eski şehir, o tarihten sonra bugünkü görünümüne kavuşur. Tarihi şehir üzerinde dikkati çeken yapılardan ilki, şehrin batı kanadı üzerinde yer alan  ünlü Bern saat kulesi – Zytglogge’dir. 15. yy’dan kalma gotik Bern Katedrali sadece şehrin değil, İsviçre’nin en yüksek zirvesine sahiptir. Eski şehir içinde en dikkate değer manzaralardan biri kente dağılmış, üzerinde tarihi veya folklorik figürlerle tarihi çeşmelerdir. Butikler, barlar, küçük sokak kafeleri ile bu bölge sadece tarihi olmakla kalmaz, içinde bulunduğunuz anı da en güzel şekilde geçirmenizi sağlar.

Rivayete göre şehri kuran Zähringer Dükü V. Berthold’un ilk öldürdüğü hayvan bir ayıdır ve almanca Bero kelimesi şehre adını vermiştir. Şehirle özdeşleşen bu güçlü hayvanlardan bir grup, 15. Yy’dan bu yana halka sergilenir ve bu gelenek bugün de şehrin Bear Park’ında (Ayı Parkı) devam eder. Şehrin en güzel alanlarından biri Bear Park üzerinde kalan Rose Garden’dır (Gül Bahçesi).

Bern’de toplu ulaşım konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanamaz ama böylesine güzel bir kenti adım adım keşfetmenin de tadına doyum olmaz. Adımlarınız sizi belki kemerli çarşılara, belki şehirde kurulu haftalık pazarlara, belki Paul Klee gibi sanat merkezlerine, belki de Kunstmuseum gibi zengin müzelere götürecek ama mutlaka karşınıza güzel sürprizler çıkacak.
 

Daha fazla...

Kaynak : Shutterstock

Cenevre

İsviçre’nin en büyük ve gelişmiş şehirlerinden biri olan Cenevre Fransa ile paylaşılan Cenevre Gölü’nün, yerli halkın kullandığı ismiyle Lac Léman’ın güneybatı ucunda, Fransız toprağına sokulmuş İsviçre sınırları içinde yer alır.

Doğu ucundan göle dökülen Rhône Nehri, batı ucundan Cenevre üzerinden Akdeniz’e doğru yolculuğuna devam eder. Bu doğal yapı, İsviçre’nin bir diğer şehri, Zürih Gölü ucunda ve gölden akan Limmat Nehri üzerinde kurulu Zürih ile büyük benzerlik gösterir ama iki şehir arasındaki tek benzerlik bu değildir. Cenevre, Zürih gibi dünyanın en önemli finans merkezlerinden, yaşam kalitesi en yüksek Avrupa şehirlerinden biri ve aynı zamanda bir kültür, sanat, eğitim şehridir. Yoğunlukla Almanca konuşulan Zürih’ten farklı olarak, Fransa sınırına yakın Cenevre’de konuşulan dil Fransızcadır.

Cenevre, Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Teşkilatı Avrupa Merkezi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Kızıl Haç Merkezi gibi önemli uluslararası kurumlara ve Cenevre Üniversitesi, CERN Parçacık Fiziği Laboratuvarı gibi dünya çapında yerel eğitim ve araştırma kurumlarına sahip bir şehir olarak kozmopolit bir yaşamın da sahibidir.

Lüks otel ve restoranlar, gece klüpleri, saat ve mücevher mağazaları, butikler, çikolata dükkanları ile bezeli kentin simgesi haline gelmiş, 140 metreye kadar yükselen dev fıskiyesi Jet d’Eau, dünyanın en önemli saat markalarının sahiplerinden olan kentin saat üretimi geçmişi ile ilişkili olarak ortaya çıkar. 

Şehrin yakınlarında, Cenevre’ye rakip olsun diye Savoy Dükü tarafından inşa ettirilen Carouge da bugün Cenevre’nin bir parçası; eğlence alanları, butiklerle dolu dar sokaklarıyla gözde bir turizm merkezi haline gelmiştir.
 
 

Daha fazla...

Kaynak : Shutterstock

Zürih

Zürih’i anlatmak için pek çok “en” sıfatı kullanmak gerek. Dünyanın en zengin, en yüksek yaşam kalitesi sunan şehirlerinden biri... İsviçre’nin en gelişmiş, en büyük kenti de diyebiliriz, öyle ki ülkenin başkentinin Zürih olduğu hatasına sık sık düşülür. Dünyanın en önemli finans merkezleri arasında sayılıyor. ETH Zürih, Zürih Üniversitesi gibi dünya sıralamasında en üst sıralarda yer alan köklü üniversitelere sahip bir yüksek öğrenim kenti... Bir inovasyon merkezi...

Modern bir kentin tüm olanaklarını, doğayla iç içe yaşama ayrıcalığıyla birlikte sunan kent, 1. yy’ın başlarında Turicum adıyla Romalılar tarafından kurulmuş. Zürih Gölü’nün kuzey ucunda, gölden kuzeye doğru akan Limmat Nehri’nin iki yakasında kurulan tarihi şehir, turizm açısından en hareketli bölge... Burada kentin en önemli tarihi binalarından olan üç ayrı katedral bulunuyor: Çifte kuleleri ile en büyük katedral Grossmünsten, vitraylarında Marc Chagall ve Alberto Giacometti gibi büyük ustaların izleri bulunan Fraumünster, 9 metreye yakın çapıyla Avrupa’daki en büyük saate sahip saat kulesiyle Saint Peterskirche.

Dünyanın en zengin alışveriş merkezlerinden biri olan Bahnhofstrasse adlı bulvar yine tarihi şehir alanı içinde bulunur.

Zürih, aynı zamanda bir sanat kenti. Pek çok ünlü sanatçıya mesken olan bu kent, Dada akımının doğum yeri kabul ediliyor. Büyük romancı James Joyce Ulysses’i Zürih’te yazmış.  Kunsthaus Zürich, Haus Konstruktiv ve Gestaltung Müzesi Zürih’te sanatseverlerin çok ilgisini çekecek mekanlardan bazıları...

Tarihi, kültürü, doğası yanında gastronomi düşkünleri için de Zürih bir cennet. Bol Michelin yıldızlı bu kentte damak tadı en önemli konulardan... Bu nedenle bir yemek festivalleri dahi var. Food Zurich adlı festival zamanı, Zürih’i ziyaret için yılın en tatlı zamanı olsa gerek!
 

Daha fazla...

Kaynak : Shutterstock Bern Saat Kulesi ve İsviçre Bayrağı
Kaynak : Shutterstock Alpin Gölü Brienz - Jungfrau
Kaynak : Shutterstock İsviçre Banknotları - 100 frank

Coğrafi ve Siyasi Bilgi

Bir Orta Avrupa ülkesi olan İsviçre, resmi adıyla İsviçre Konfederasyonu, kuzeyde Almanya, batıda Fransa, güneyde İtalya, doğuda İtalya’nın yanı sıra Lihtenştayn ve Avusturya toprakları ile sınırlanmış bir kara devletidir.

Jura Dağı, İsviçre Platosu ve ülkenin güneyi boyunca uzanan İsviçre Alpleri, ana coğrafi bölgeleri meydana getirir. Ülkenin içinden geçen başlıca nehirler Ren Nehri, Aare ve Rhône’dur. Cenevre Gölü ve Konstanz Gölü İsviçre’nin komşularıyla paylaştığı, Neuchâtel Gölü ise tamamı ülke toprakları içinde yer alan, en büyük üç gölünü meydana getirir. Alplerde yer alan Alpin Gölleri de kayda değer güzellikte göllerdir ve ülke turizmine büyük katkıda bulunur.

İsviçre 26 kanton devletten oluşmuştur. Bu kantonlar; Bern, Zürich, Luzern, Uri, Schwyz, Obwalden, Nidwalden, Glarus, Zug, Fribourg, Solothurn, Basel-Stadt, Basel-Landschaft, Schaffhausen, Appenzell Auserrhoden, Appenzell Innerrhoden, St. Gallen, Grisons, Aargau, Thurgau, Ticino, Vaud, Valais, Neuchâtel, Geneva (Cenevre), Jura’dan oluşur.

Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan İsviçre, özellikle bankacılık sistemleriyle ve bankacılıkta uyguladığı gizlilik ilkesi ile tanınır. Bankacılık ve sigorta sektörlerinin yanı sıra yüksek teknoloji ürünleri, bioteknoloji ve ilaç endüstrisi de çok gelişmiştir. Çok kültürlü bir ülke olması ile öne çıkar. 41285 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip bu küçük ülke, dünya üzerinde yüzölçümünün çok üzerinde bir etkiye sahiptir.

İsviçre Avrupa Birliği’ne üye olmamakla beraber gümrük birliğine dahil olmuştur ve aynı zamanda bir Schengen ülkesidir.

İsviçre’nin başkenti Bern’dir ve para birimi İsviçre frangıdır. Almanca, İtalyanca ve Fransızca resmi dillerdir. Ayrıca daha çok Graübünden (Grisons) kantonunda konuşulan Romanş Dili de resmi dil olarak kabul edilmiştir.
 

Kaynak : Shutterstock Roma İmparatorluğu Kalıntısı bir Köprü
Kaynak : Shutterstock Kızıl Haç Sembolü
Kaynak : Shutterstock Lozan Antlaşması'nın İmzalandığı Beau-Rivage Oteli

Tarihi Bilgi

İsviçre’de Milattan önceki yıllarda yerleşik bulunan Helvetii gibi Kelt kabileleri, MÖ. 58’de Julius Sezar’ın bölgeyi ele geçirdiğine tanık olurlar. Bölge, önce doğuda yaşayan Alman kabilelerine Burgundiyalıların katılmasını; ardından Frankların her iki kabileyi egemenliği altına aldığı zamanlara sahne olur ve 1032’de Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu toprakları haline gelir.

Habsburglardan I. Rudolph arttırdığı vergilerle bölgede hoşnutsuzluğun yükselmesine neden olur ve onun  ölümünün ardından modern İsviçre’nin temeli, Uri, Schwyz, Nidwalden topluluklarının Rütli Meadow’da, 1291 yılında imzaladıkları bir bağımsızlık beyannamesi ile atılır. Latince ismiyle Confoederatio Helvetica adı verilen bu beyannamenin isminin kısaltması “ch”, bugün İsviçre için internet domain uzantısı olarak hala varlığını sürdürmektedir.

Yükselen bu bağımsızlık hareketini ezmeyi amaçlayan Habsburg baskısı tam tersi bir sonuç vererek konfederasyona yeni kantonların katılımını sağlar ve 1499’da I. Maximilian Döneminde bağımsızlık sağlanmış olur. İsviçre kuvvetleri 1515’de Marignano’da Fransız-Venedik kuvvetlerine yenildikten sonra yayılmacı anlayışı bir kenara bırakır ve ünlü İsviçre tarafsızlığının ilk taşları döşenmeye başlar.

Fransızlar 1798’de İsviçre’yi işgal eder, kantonları kaldırarak Helvetia Cumhuriyeti’ni kurar ancak direnişle karşılaşırlar. 1803’de Napolyon konfederasyonu geri getirmek zorunda kalır. Napolyon’un Waterloo yenilgisinin ardından 1815’de Viyana Kongresi’nde İsviçre’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı karar altına alınır ve Valais, Cenevre ve Neuchâtel konfederasyona katılan son kantonlar olur. 1847’de protestan ve katolikler arasında yaşanan iç savaşın ardından 1848’de federal anayasa hayata geçer. Kantonlar para basma gibi belli bazı haklarını federal devlete devreder. Kızıl Haç Teşkilatı ilk olarak 1863’te Cenevre’de kurulur. Anayasa 1874’de revizyon geçirir. Federal yasaların referanduma tabii tutulması bu tarihte başlar ve İsviçre’de demokrasinin varlığının önemli bir delili haline gelir.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında İsviçre, kendini korumaya kararlı ama tarafsız bir ülke olarak savaşların dışında kalır.

Bilimsel olarak önemli bir gelişmişlik düzeyine ulaşan İsviçre’de, Cenevre’nin CERN laboratuvarı 1990’da world wide web'in (www) doğduğu ve 2009’da Büyük Hadron Çarpıştırıcısıyla parçacık hızlandırma deneylerinin yapıldığı yer olur.
 

Kaynak : Shutterstock Lucerne Ağlayan Aslan Anıtı
Kaynak : Shutterstock Geleneksel Çalgı Alphorn
Kaynak : Shutterstock Modern Mimari Örneği Kültürler Müzesi -Basel

Kültür/Sanat/Mimari

Çok dilli ve çok kültürlü bir ülke olan İsviçre’de pek çok farklı gelenek ve anlayış bir arada ve birbirine saygı içinde yaşamını sürdürür. Bu çeşitlilik nedeniyle ortak kültürel değerlerin sayısı da çok fazla değildir. Doğanın sağladığı sonsuz görünen güzel olanaklardan yararlanarak ama doğayı koruyarak; iyi bir eğitim görmenin her türlü olanağına sahip olarak ve sağlam bir ekonomik yaşamın tadını çıkararak yaşamını sürdüren İsviçreliler, doğuştan şanslı bireyler olarak görülmektedir.

İsviçre’de bilimsel yaşam son derece aktiftir ve ülke, dünya çapında en fazla patent sahibi ve Nobel kazanmış  bilim adamına sahip ülkelerden biridir. Almanya doğumlu Albert Einstein yaşamının bir bölümünü İsviçre’de geçirmiştir. İsviçre’deki demokratik ve özgür ortam, savaş dönemlerinde nötral bir ülke olarak kalması, Voltaire, James Joyce, Thomass Mann, George Byron gibi  pek çok dünya çapında sanatçının hayatlarının bir dönemini İsviçre’de geçirmelerine neden teşkil etmiştir.

İsviçre’de özellikle geleneksel kültür öğeleri olan müzik, dans, nakış ve ağaç işlemeciliği el sanatları ve sanat alanında önemli bir yer tutar. Tahtadan yapılan, trompete benzer birkaç metrelik alphorn, geleneksel çalgıların en bilinen örneklerinden biridir. Tirol tarzı şarkı söylemek olarak tarif edilen “yodeling” İsviçre’de tüm Alplerde olduğu gibi yaygındır. Çok sevilen çizgi film, dağların mutlu küçük kızı Heidi, yodelingi dinlerken hemen aklımıza düşer. Belki bazılarımız ilk orada duymuştur, bu Avrupa’ya özgü geleneksel şarkı söyleme biçimini...

Heidi, en tanınmış İsviçreli kahramanlardan biridir ve yaratıcısı Johanna Spyri de İsviçre edebiyatının önemli isimlerindendir. Cenevre doğumlu Jean-Jacques Rousseau, Herman Hesse, Max Frisch, Friedrich Dürrenmatt adı ilk anda sayılabilecek İsviçreli edebiyatçılardır.

Plastik sanatlar alanında en ünlü İsviçreli sanatçı, 20.yy’ın en önemli isimlerinden Paul Klee’dir. Annesi İsviçreli babası Alman olan Klee, hayatının son günlerinde İsviçre vatandaşlığı için başvuruda bulunmuş ama hayatını kaybettikten sonra vatandaşlığı alabilmiştir. İsviçre kökenli Angelica Kaufmann, Alberto Giacometti, Jean Tinguely diğer ünlü isimlerden birkaçıdır.

Mimarlık alanında İsviçre’den çıkan en ünlü isim Le Corbusier’dir. Dünya çapında etki yaratmış olan, modern mimarinin öncülerinden ve şehir planlaması alanında etkili bir kişi olan Le Corbusier, daha sonra Fransız vatandaşı olmuştur.
 

Kaynak : Shutterstock İsviçre Alplerinde Hiking
Spor
Spor, İsviçre insanının hayatının önemli bir bölümünü oluşturur. Ülkenin her yerinde, çok çeşitli spor klüpleri, aktiviteleri ve organizasyonları yılın hemen her vakti kolayca erişilebilir durumdadır. Eşsiz doğal imkanları, dağları ve nehirleriyle İsviçre hem kendi halkı, hem yutrdışından akın eden doğa sporu tutkunları için sayısız açıkhava aktivitesi imkanına sahiptir. Aynı nedenle kış sporları da çok sevilir, yaygın olarak yapılır ve sportif başarılara sahne olur. Bunların dışında, ülkede en fazla seyredilen, icra edilen ve sevilen sporlar tenis, golf, yelken, futbol, kayak ve İsviçre’ye özgü bir geleneksel güreş türü olan schwingen’dir.

İsviçre’nin son yıllarda yetiştirdiği en önemli sporcu tenis alanındadır. Roger Federer, tek erkeklerde yirmi grand slam turnuvası kazanarak kırılması güç bir rekora ve büyük bir başarıya imza atmıştır. Bir başka ünlü İsviçreli tenisçi Çekoslovak asıllı İsviçreli tenisçi Martina Hingis’dir. Başarılı İsviçreli sporculardan bazıları yine tenis alanında Stanislav Wawrinka, kayakta Pirmin Zurbringgen ve Didier Cuche, artistik buz pateni alanında Sarah Meier, bisiklet alanında “Spartaküs” Fabian Cancellara, kayakla atlamada Simon Ammann olarak sayılabilir.

İsviçre’nin Zürih kenti Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) ile Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu (IIHF) merkezlerine ev sahipliği yapar. Uluslararası Olimpiyat Komitesi merkezi de İsviçre’nin Lozan kentindedir.
 

Kaynak : Shutterstock St. Moritz Kayak Merkezi
Kış Sporları
İsviçre’de, yeni başlayanlardan, maceracı usta kayakseverlere, her tip kayak ve snowboard meraklısı için pistler mevcuttur. Kayak merkezlerinin başında Graubünden katonunda yer alan Saint Moritz gelir. Bugüne dek iki kez Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yapmış olan St. Moritz kraliyet mensupları, ünlüler, jet sosyete tarafından tercih edilen önemli bir merkezdir. Pistlerinin yanı sıra gölü, zümrüt ormanları ve doğal güzelliğiyle de etkileyici bir yerdir, St. Moritz. Graubünden’de bulunan diğer iki önemli merkez Klosters ve Davos’tur.

Dört Vadi adı verilen kayak bölgesinin kalbinde yer alan Verbier, Avrupa’nın en önemli kayak merkezlerinden biri ve aynı zamanda bir eğlence merkezidir. Snowboardcular tarafından çok tercih edilen Laax, Flims ve Falera ile beraber Weisse Arena (Beyaz Arena) kayak bölgesini oluşturur ve bölge birbiriyle bağlantılı toplamda 220 kilometrelik pistlere sahiptir.

Yüksek Matterhorn Dağı zirvesinin gölgesinde Zermatt, Bern ve Valais kantonları arasındaki bölgede yer alan Jungfrau birer kayak cennetidir. Engelberg, Saas Fee, Crans Montana, Villars, Champéry, Mürren...  İsviçre kayak merkezlerinin sayısı ve kalitesi ile göz kamaştırır.
 

Kaynak : Shutterstock Dağ Bisikleti
Açıkhava Sporları
açıkhava sporları yapanlar için bir cennettir. Harika manzaralar eşliğinde ve tabelalar ile yolunuzu kaybetmeden keşfe çıkabileceğiniz; dağ, göl, orman ve çayırlar arasında 65000 kilometrelik patikalarla hiking, İsviçre’de büyük bir zevk... Aynı zevki kilometrelerce uzanan dağ bisikleti rotalarında da yaşamak mümkün. Yol bisikleti rotalarının da aşağı kalır yanı yok. Kaya tırmanışı, paragliding, uçurtma sörfü, rafting, dağ tırmanışı, İsviçre’de adrenalin hep üst düzeyde...

Mutfak

İsviçre mutfağı yöresel olarak pek çok farklılık gösterir ve bunun ötesinde farklı kantonlarda yakın olunan Alman, Fransız veya İtalyan mutfağının etkileri açıkça görülür. Çikolata, peynir ve şarap kuşkusuz İsviçre’nin en ünlü gastronomik ürünleridir. Çikolatanın işlenmesine dair önemli gelişmeler İsviçre’de sağlanmış, müsli adı verilen kahvaltılık da yine İsviçre’de icat edilmiştir.
 

Çikolata
Avrupa Kıtası çikolata ile 16. yy’da İspanyol fetihçilerin Amerika Kıtası’ndan getirdiği kokoa tanecikleri sayesinde tanışır. Başlangıçta sadece tatlı bir içecek olarak tüketilen çikolata, zamanla geliştirilen yeni tekniklerle katı hale getirilir ve zamanla tüm dünyayı bir çikolata çılgınlığı sarar. İsviçre bu mutluluk salgılatan tatlı yiyeceğin en ünlü markalarını üreten ve en çok tüketen ülkelerden biridir. Henri Nestlé, Jean Tobler, Rodolpho Lindt, Daniel Peter, François-Louise Cailler gibi isimler, 1800’lerden  itibaren İsviçre’nin öncü çikolata üreticileri olmuş ve adları, bilinen çikolata markaları olarak yaşamımızda yer etmiştir. 
 
 

Peynir
İsviçre’de neredeyse tamamı inek peyniri olmak üzere 450 farklı peynir türü üretilir. Geleneksel metotlarla yapılmış ve bu nedenle lezzetini koruyan peynirler bulmak mümkündür. İsviçre’nin La Gruyère Vadisi’nden ismini alan Gravyer peyniri veya Emmental Vadisi’nden ismini alan Emmentaler sert türden peynirlerdir. Bir çeşit Gravyer peyniri olan Alp Dağları’nın eşsiz L’Etivaz’ı yine sert olarak üretilir. Appenzeller ve Raclette ise yüzyıllardır geleneksel yollarla üretilen, ünlü ve yarı-sert türden iki peynirdir. Jura kökenli Tête de Moin (Rahibin Başı demektir) yaklaşık 800 yıllık bir peynirdir, girolle adı verilen özel bir aletle traşlanarak yenir.   
 

Şarap
Şarap üretimi İsviçre’de pek çok yerde yapılmaktadır. Ülkede Roma Dönemi’ne dek uzanan bir bağcılık geleneği mevcuttur. Kaliteli ve yerli üretim bir İsviçre şarabı içmenin en kısa yolu bunu İsviçre’de gerçekleştirmektir. Zira şarabın ancak çok ama çok küçük bir bölümü ihraç edilir. Şarabın büyük bölümü Fransızca konuşulan bölgelerde, Cenevre Gölü civarında, Zürih, Vaud, Valais, Neuchâtel Gölü yakınlarında ve İtalya sınırına yakın Ticino’da üretilir.
 

Fondü
İsviçreye özel fondü, eritilmiş gravyer ve emmentaler peynirlerine küp şeklinde kesilmiş ekmek parçaları bandırılarak yenir. Raclette peynirini eriterek patates veya ekmek üzerinde tüketmek de bir başka lezzet kaynağıdır.
 

Rösti
İsviçre spesiyalitesi kabul edilen Rösti, köken olarak Almanca konuşulan kanton bölgelerinden gelmiştir İçine tereyağ, zeytinyağı veya başka herhangi tür yağ katarak kızartılmış patatesten ibarettir. Genelde sade yapılırsa da içine farklı tatlar eklenmiş halde de tüketilebilir.
 

Kaynak : Shutterstock İsviçre Saati Mekanizması
Kaynak : Shutterstock Jean Calvin (Parc des Bastions)
Kaynak : Shutterstock Jet D'Eau
Kaynak : Shutterstock La Chaux de Fonds
Kaynak : Shutterstock Le Locle Mont Şatosu
Kaynak : Shutterstock Bern Zytglogge Saat Kulesi

İsviçre Saatleri

Tıkır tıkır işleyen, kalitesinden emin olduğumuz, bir tane satın alıp kola takmaya can atılan İsviçre saatleri...

İsviçre’ye gelip de saat yapımının bu ülkede nasıl  böylesine geliştiğini, ülkeyi nasıl etkilediğini merak etmemek mümkün değil.

İsviçre’ye saat yapımının 16. yy’da Fransız ve İtalyan göçmenler tarafından getirildiği sanılıyor. Cenevre’ye yerleşen, Protestan reformunun öncülerinden Fransız Jean Calvin’in Cenevre’de mücevher ustalarıyla kuyumcuları saat yapımı becerilerini arttırmaya yönlendirdiği de söylenir. Cenevre saat yapımını sahiplenir. İki yüzyıl içinde, 18. yy sonlarına gelindiğinde Cenevre’de 1000 saat ustası yetişmiş, binlercesi de arkadan gelmektedir. Cenevre’nin simgesi olan muhteşem fıskiye Jet d’Eau dahi saat üretimi ile ilgilidir. Saat yapımında hidrolik  enerjiden yararlanmak isteyen binlerce saat ustası Rhône Nehri kıyısında yerleşmiştir ve kullanılan basınçlı su vanalarını hepsi aynı anda kapatınca yükselen su basıncını kontrol etme gereği doğar. Bu amaçla bir emniyet valfı olarak Jet d’Eau ortaya çıkar ve 1891’de orijinal yerinden taşınarak şehrin çekim merkezleri ve simgelerinden biri haline getirilir.

Zaman içinde saat yapımı İsviçre’de Neuchâtel ve Jura’ya yayılır ve Jura saat yapımının ana merkezlerinden biri haline gelir. İsviçreli saatçiler saat yapımını, sürekli yenilikler ile besleyerek bir çeşit sanat haline getirmiş ve saatlere sadece dakikaları gösteren bir cihaz olmaktan çok öte bir anlam katmıştır.

Dünyaca ünlü İsviçre saat markalarından bazıları şunlardır: Rolex, Patek Philippe, Vacheron Constantine, Hublot, Chopard, Franck Muller, Omega, Tag Heuer, Zenith, Swatch, Montblanc, Longines, IWC, Jaeger-Le Coultre, Blancpain, Breitling, Tissot, Louis Erard, Piaget, Raymond Weil, Carl F. Bucherer, Breguet, Chopard, Bulgari...
 
Omega Müzesi
 
Biel veya Bienne’de bulunan Omega Müzesi, bu efsanevi markanın genel merkezinin hemen karşısında yer alır. 19, 20, 21. Yy’dan saatlerin sergilendiği müzede 4000 civarında saat, saat yapımında kullanılan aletler, saat mekanizmaları ve fotoğraflar sergilenir.  
 
Beyer Saat Müzesi
 
Zürih’te Beyer Kronometri mağazasına bağlı olarak açılmış olan müze, Bahnhofstrasse üzerinde bulunur ve zengin bir masa saati, otomat, kol saati koleksiyonuna sahiptir. Tarihsel saat türlerini de burada görmek mümkündür.
 
 Patek Philippe Müzesi
 
Cenevre’de Plainpalais bölgesinde yer alan ve 2001 yılında açılan saat dünyasının bu son derece prestijli markasına ait müze, iki ayrı koleksiyonunda saat yapımının gelişimini ve hikayesini gözler önüne serer. İlk koleksiyon 16. Yy’dan 1839’a dek mekanik saatleri sergilerken, diğer koleksiyon 1839’dan sonra Patek Philippe markasının özel tasarımlarından oluşur.
 
La Chaux de Fonds ve Le Locle
 
İsviçre’nin Neuchâtel kantonunda, Jura Dağları üzerinde yer alan bu iki güzel kasaba, 17. yy’a dek uzanan saat üretimi geleneğini korumuş; tek bir endüstri üzerinden yaşamı ve şehir planlamasını kurgulamış ve bu özelliklerini yaşatarak bugüne gelmiştir. Sahip oldukları büyük evrensel değer nedeniyle 2009 yılından itibaren UNESCO Dünya Mirası listesine girmeye layık görülmüşlerdir. İsviçre’nin en değerli markalarından bazıları halen burada bulunur. Fabrika ziyaretleri yaparak bu ilginç endüstriyi burada yakından tanımak mümkündür. Aynı zamanda workshoplara katılarak bir saatin yapım aşamasını deneyimlemek mümkündür. Le Locle’da bulunan Musée de L’Horlogerie’nin (Saat Müzesi) bulunduğu Monts Şatosu 18. yy’da yine bir saat yapımcısı için inşa edilmiştir.
 
  Neuchâtel Tarih ve Sanat Müzesi
 
Müzede saat yapımcısı Jaquet Droz’un 1764 ile 1774 yılları arasında dizayn ettiği, saat mekanizmaları kullanılarak hazırlanan üç büyüleyici otomatı izlemek mümkündür. Otomatlar, ayda sadece bir gün, ayın ilk Pazar günü, saat 2, 3 ve 4’de çalıştırılır. Günümüz robotlarının bir çeşit atası konumundaki otomatlardan ressam olanı altı değişik resim çizmekte, müzisyen gerçek bir org üzerinde beş farklı parça çalmakta, yazar ise kalemini mürekkebe daldırarak kırk farklı harf yazabilmektedir.
 

Kaynak : Shutterstock Basel Mittlere Bruecke Kaynak : Shutterstock Bern'de Havai Fişek Gösterisi
Eğlence
İsviçre’de simgesel öneme sahip Vogel Gryff ve L’escalade gibi aktiviteler dikkati çeker.

Kökleri 16. yy’a dek uzanan geleneksel ve folklorik kutlama Vogel Gryff, Basel’de ve ocak ayının ikinci yarısında gerçekleştirilir. Tören Ren Nehri üzerinde bir salla, top atışları ile etrafı selamlayan ilginç bir grubun Mittlere Brücke’ye (orta köprü) doğru yol almasıyla başlar. Salın üzerinde elinde köklerinden sökülmüş bir çam ağacı taşıyan bir vahşi adam dansetmektedir. Bu vahşi adamı, biri aslan kostümü diğeri griffin kostümü giymiş iki figür karşılar. Trampetlerin eşlik ettiği bu ilginç üçlü, teker teker köprü üzerinde kendilerine özgü danslarını yaparlar. Kışı Basel’den kovalamaktadırlar. Aslında bu figürler Kleinbasel (Ren’in sağ yakasında yerleşik şehir) topluluklarını temsil eden geleneksel sembollerden türetilmiştir. Kutlamalar bir çeşit festival yemeği ile devam eder.

Her yıl Cenevre’de 11 Aralık’ta yapılan L’escalade kutlamasının kökeni Cenevrelilerin şehirlerine 1602 yılında saldıran Savoy Dükü’ne karşı kazandıkları zafere dayanır. O gün bugündür kutlanır bu zafer; o gece  meşale alayları, kostümler, meydan ateşleri, vatansever şarkılar ve türlü eğlencelerle süslenir.

Dünya Kar Festivali de İsviçre’de gerçekleştirilir. Ocak sonunda Grindelwald’de gerçekleştirilen altı günlük festivale tüm dünyadan heykeltraşlar katılarak buzdan hazırladıkları heykellerini sergilerler.

Ağustos ayının en önemli olaylarından biri Cenevre Festivali’dir. Konserler, partiler, aktiviteler, eğlence, güzel yemek, havai fişek gösterileri ile rüya gibi on günlük bir yaz kutlamasıdır. 1992’den bu yana Ağustos ayı ortasında gerçekleştirilen bir başka etkinlik Zürih Geçit Töreniyle şehir renkli bir parti alanına dönüşür. Müzik ve dans şehri kaplar. Yüzlerce DJ’in katıldığı etkinlikte elektronik müzik de kendine yer bulur. Avrupa’nın en büyük sokak partisi belki de burada gerçekleştirilir.
 

Harder Potschete
Her yıl 2 Ocak’ta İnterlaken’de gerçekleştirilen geleneksel maskeli yürüyüşe verilen addır. Potschen adı verilen korkunç tahta maskeli figürler, çığlık ve bağışırışlarla etrafa sahte bir korku salarlar. Festivale müzik eşlik eder. Yürüyüşün ardından publarda eğlence ve sosyalleşme gelir.
 

Fasnacht
Basel’de Şubat veya Mart ayında gerçekleştirilen üç günlük festival Pazartesi sabah saat 4.00’da başlar. Kostümlü ve maskeli bir festivaldir. Salı günü çocuklara ayrılmıştır.
 

Montrö Caz Festivali
 
1967’den bu yana gerçekleştirilen festival temmuz ayında yapılır. İki haftalık bir müzik ziyafetidir, Montrö Caz Festivali. Adı caz festivalidir ama bazıları ücretsiz olmak üzere pek çok pop, caz, rock konseri festivalde sahne alır

İsviçre Ulusal Günü
İsviçre’nin kuruluşu 1891’den bu yana tüm ülkede 1 Ağustos’ta kutlanır. Uri, Schwyz ve Unterwalden kantonlarının 1291’de tarihsel bir işbirliğine gitmelerinin anısına yapılan kutlamalar zaman zaman seyrine doyum olmaz havai fişek gösterileri ile renklenir. Binalar bayraklarla süslenir. Çocuklar sokakları doldurur. Schaffhausen’da yer alan Ren şelaleleri de kutlama için ışık yansıtılarak renklendirilir. Özel bir başka kutlama da tarihi anlaşmanın yapıldığı Rütli Meadow’da yapılır.
 

La Désalpe de Charmey
İsviçre’de gerçekleşen en güzel geleneksel olaylardan biridir. Her yıl Eylül ayının dördüncü Cumartesi günü, inekler dağlardaki otlaklardan, kışı geçirmek üzere, daha sıcak olan düzlüklere indirilir. Başları çiçeklerle süslenmiş, çıngırak sesleriyle gelişlerini müjdeleyerek... Müzikli kutlamalar eşlik eder, hayat döngüsünü temsil eden bu güzel görüntü için. Nefis lezzette, kaliteli peynir satışları da işin cabası...